Ozon Nedir ?

Ozon (O3) normal atmosferde bulunan (O2) Oksijenin yüksek enerji taşıyan bir şeklidir.

Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda kanser hücrelerinin oksijensiz ortamda hızla ürediği ve bir süre sonra kanser hücreleri tümörden ayrılarak oksijenin en az olduğu organlara geçerek yeni tümörler oluşturduğu kanıtlanmıştır.  Medikal ozon tedavisi ile vücuttan alınan bir miktar kanın ozon ile kimyasal birleşimi sonucunda tekrar vücuda verilerek tüm organların ve dokuların oksijenlenmesi sağlanmaktadır. Kanser hücrelerinin yayılımı engellenerek aynı zamanda hastanın aldığı kemoterapi ve radyoterapi sonrasında ortaya çıkan yan etkileri ortadan kaldırarak günlük aktivitesini arttırmaktadır. Kanser hastalarının yaşam kalitesini yükseltirken yeni oluşmakta olan kanser hücrelerini de engellemektedir. Ozon, bilimsel tıpta tedavi edici ve tamamlayıcı tedavi olarak kullanılmaktadır.

Ozon Tedavisi

Ozon Tedavisi Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. 

Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 - 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler. 

Ozonun Tarihçesi

Ozon 03 sağlık medikal dermatoloji kozmatoloji bölümlerinde yıllardır kullanılmaktadır kozmetik sektöründe o kadar çok ürün kullanılıyor ki biz tam bu noktada ozonun kozmetik sektöründe kullanılması için ülkemizde bulunan kayısı yağı plazması ile ozonu birleştirerek cilt saç vücut ve selülit için temel vücut bakım ürünlerini geliştirerek bu büyük buluşu doğal kozmetik olarak satışa sunduk. 

Ozonlu yağ aslında Avrupa Amerika Kanada ve Küba da medikal ozonlu yağ olarak kullanılmaktadır özellikle son yıllarda Japonya da ameliyat yara izlerinin ve diyabet yatak yaraları iyileştirilmesi için kullanılmaktadır. 

Ozonun varlığını dünyada ilk kez 1785 yılında Martinus Van Marum (1750 - 1837) bulmuştur. Fakat bulduğunun ozon olduğunu bilememiştir. Elektrik konusunda çalışmalar yapan Marum İngiliz makine yapımcısı John Cuthbertson (1743 - 1821 ) ile birlikte yüksek elektrik akımları konusunda denemeler yapıyorlardı. Bu esnada havada bir koku ve çok açık mavi renkte bir gaz oluştuğunu belirlediler. Bunun elektriğin bir çeşit kokusu olabileceğini düşündüler. Kimyasal olarak ozon gazı ancak ilk kez İsviçre'de yaşayan Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799 - 1868) tarafından 1840 yılında kanıtlandı ve ne olduğunu belirlendi. Adını da Grek dilindeki koku, kokmak anlamında ( ozein) ozon olarak tanımladı. 

  • 1856 yılında ozonun mikrop öldürücü etkisi anlaşılarak hastalara kullanılan aletlerin dezenfeksiyonunda kullanıldı. 1857 yılında Wener Von Siemens ozon üreten jeneratörler üzerine çalışmalar yaptı. 1860 yılında ozonun suların mikrobik yönden temizlenmesi yanında istenmeyen koku ve tat özelliklerini gidererek içme suyu elde edilmesinde kullanımı başlandı.
  • 1872 yılında Brodie su içinde çalışan bir ozon jeneratörü üzerine çalışmalar yaptı.
  • 1900 yılında N. Tesla ilk ozon jenaratörünün patentini aldı.
  • 1902 yılında Dr. H. J. Clarke ozonu anemi, diyabet, grip hastalığının tedavisinde ve morfin zehirlenmesinin tedavisinde kullandı.
  • 1915 yılında Dr. Albert Wolf 1. Dünya Savaşında gangren ve savaş yaralarını ozonla tedavi etmeyi başardı. 
  • 1926 yılında Dr. Otto Warbrug kanserin vücuttaki hücrelerin oksijen alımının yetersizliğinde geliştiğini kanıtladı. Bu konudaki çalışmaları ile 1931 ve 1944 Yılında Nobel ödülü aldı.
  • 1935 yılında Dr. E. Payr cerrahide, Dt. E. A. Fisch diş hekimliğinde ozonu kullandı.
  • 1937 yılında Dr. P. Auburg cerrahide ozonu rektal uyguladı.
  • 1957 yılında Dr. J. Hansler medikal ozon jeneratörü patenti aldı.
  • 1958 yılında Dr. J. Hansler ve Dr. Hans Wolf derideki hastalıklarda ozonu torbalama yöntemi ile uyguladı.

  • 1968 yılında Dr. Hans Wolf Frankfurt, Almanya da major oto hemoterapi yöntemini ortaya koydu.
  • 1975 yılında Dr. Buckley ve arkadaşları ozon tedavisinde peroksit oluşumu ile sağlanan yüksek oksijenlemenin glutatyon enzim sistemi üzerinden eritrositleri aktive ettiğini ilk kez kanıtladı. Ayni yönde diğer bilimsel çalışmalar 1979 yılında Dr. Freeman ve arkadaşları, 1977 ve 1986 yıllarında Dr. Washüttl ve arkadaşları, 2001 yılında da Dr. Lell ve arkadaşları tarafından da ortaya konuldu.

Adres

Tunalı Hilmi Caddesi
Bestekar Sokak. No:78/1
Kavaklıdere / ANKARA

Tel : (0312) 428 78 79
Fax : (0312) 428 68 48

Biorezonans Ankara